EL-VELÎ, EL-VÂLÎ

  VELÂ: İki veya daha fazla şeyin aralarında yabancı bir şey bulunmayacak şekilde yakın olması, bir bütün, bir birliktelik oluşturmasıdır. Bu yakınlık maddî olabildiği gibi manevî de olabilir. Mebân, din, nisbet, dostluk, yardım, sevgi, inanış … yakınlığı gibi.
  VELÎ de bu anlamdan hareketle bir insanın dostuna, yardımcısına, arkadaşına denir. Allah’a (c.c) izafe edildiğindeyse maddî yakınlık sözkonusu olmaz. Seven, koruyan, himaye eden, yardım eden anlamında olur.
   Velî lafzı için teklif edilen bütün anlamlar aslında muhabbet ve manevî yakınlığın gereği olan, görüntüsü (tezahürü) olan kelimelerdir. Muîn, nesîr, himaye eden, dost, muhib, sadîk, yâr…Birinin velîsi olan kimse velisi olduğu kimsenin faydasına, işlerinin yolunda gitmesine yarayacak bütün işlerini üzerine almış demektir. Bu bir hak ve yetki sahipliliğidir.
   Allah’ı (c.c) rabb olarak görmek yetki ve hak sahibi olarak görmek demektir. Allah (c.c) müminlerin velisidir demek müminler üzerinde hak ve yetki sahibidir demektir. Allah (c.c) bu hak ve yetkisiyle müminleri karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Ama bir insanın da bu hak ve yetkiyi Allah’a (c.c) “iman”la vermesi ve onu “Rabb” olarak bilmesi gerekir.


“Müezzini işittiği zaman kim : Ben şehadet ederim ki bir olan Allah’tan (c.c) başka ilâh yoktur, Ona şerîk de yoktur, Muhammed (s.a.v) O’nun kulu ve Resûlüdür, Rabb olarak Allah’tan (c.c), Resûl olarak (bir rivayette nebî) Muhammed’den (s.a.v), din olarak İslâm’dan razıyım derse günahı bağışlanır.” (Kütübü Sitte Terc. 8/328)
  Rabb ismi altında toplanan isimler
a- Halk ile kendisi arasında kullanılan, hem hakka hem halka bakan isimlerdir ; Alîm gibi ki hem kendini bilir, hem halkı, Basîr gibi ki hem kendini görür hem de halkı,
b- Sadece halka tahsis edilen isimler ise fiilî isimleridir, Afüvv, Gaffar, Gafûr, Hâdî, Halîm, Muîz, Rezzâk,   Sabûr, Şekûr, Tevvâb, Velî, Vekîl gibi. Bu fiilî isimler melik ismi kapsamındadır. Melik’e mülk= memleket gereklidir. Melik halka tahsis edilen fiilleri kapsamına alırken Rabb ise melik isminin kapsadıklarıyla beraber hak ile hal karasında ortak olan isimleri içine alır.
Kul Allah’ı (c.c) Rabb (sahip, malik) bilirse Allah (c.c) kulunun işlerini üzerine alır. Buna sebep de muhabbet ve manevî yakınlıktır. İman işle ortaya çıkan, arada yabancı birinin, hiçbir varlığın bulunmayışından (ihlas) kaynaklanan birliktelik. Allah’ın (c.c) kulunun işlerini üzerine almasını gerektiren birliktelik budur. Affını, yardımını, himayesini, hilmini, rızkını, izzetini…gerektiren birliktelik.
   Fahreddin Razî’ye göre VELÎ :
1–Başkasının işini üzerine alıp idare eden anlamındadır. Kur’ân’da borçlanma ile ilgili âyette geçen velî bu anlamdadır.


“Şayet borçlu sefih veya zayıf veya kendisi söyleyip yazdıramayacak durumda ise velisi adaletle yazdırsın.” (Bakara 282)
2–Yardımcı anlamındadır: Başkasının işini üzerine almak anlamı bütün varlıkları kapsar. Yani Allah’ın (c.c) umûmî velâyetinden canlı cansız, insan hayvan farkı gözetmeksizin herkes ve her şey istifade eder. Onun hususî velâyetindense sadece mümin olanlar istifade ederler.
3–Seven, dost anlamındadır : “Allah (c.c) inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.” (Bakara 257)
“Sizin dostunuz ancak Allah’tır (c.c), Resûlüdür (s.a.v), iman edenlerdir.” (Maide 5/55.)
“Allah (c.c) takvâ sahiplerinin dostudur.” (Casiye 45/19)
Velî kelimesi Kur’ân’da 13 kadar yerde açık olarak Allah’ı (c.c) tavsif eder. Bu vasıfların geçtiği muhtevalara baktığımızda şunları görürüz:
   Kur'an-Ker'im'de Allah’ın (c.c), kullarını gözettiği ve nimetleri sıralandıktan sonra:

  “O hakiki dosttur, övülmeye lâyık olandır” (Şura 42/28) şeklinde hamde lâyık velî olduğu belirtilir.
Yine (Şura 42/9) da Allah’tan (c.c) başka veliler aramanın boş olduğu beyanından sonra :

  “Velî ancak Allah’tır (c.c)” denilir.
  (A’raf 7/155) de Hz. Mûsâ (a.s) beraberindeki 70 kişiyle Tûr’da helâk edecek bir sarsıntıyla karşılaştığında Allah’tan (c.c) bağışlanma talebinde bulunur da

  ifadesiyle de bağışlanma isteğinin sebebini beyan eder.
Melekler kendilerine tapma iddiasında bulunanlara karşı kendilerini tebrie ederken Allah’a (c.c)

“Seni tenzih ederiz, bizim dostumuz onlar değil sensin” (Sebe 34/41) demişlerdir.
 Hz. Yusuf (a.s) kendisine verilen mülk, te’vil-i ehâdis nimetlerini sıralayıp:

 “Sen benim dünyada ve ahirette velîmsin” (Yusuf 12/101) der.
   Şehrin en büyük yöneticisine vâli denir. Halkın işlerini üstlenip de o işleri en faydalı şekilde gerçekleştirebilmek için emir ve yasaklar kor, kudret, tedbir ve fiil sahibidir.
   Bütün işlerin, âlemin vâlisi Allah’tır (c.c). işleri (âlemin işlerini) tedbir eder, tedbir ettiklerini kudretiyle gerçekleştirir, devam etmesi gerekenlerin devamına hükmeder ve idaresinde bulundurur.
Âlemde rastgele hiçbir şey bulunmaz. Ne kadar basit gözükürse gözüksün, ne kadar tesadüfî görülürse görülsün mutlak o şey O’nun uygun görmesi ve müsaadesiyle olur. O görmeden, bilmeden asla olmaz.
MEVLÂ : Sahip, mâlik, dost, arkadaş anlamları vardır. Sözlüklerde Rabb, mâlik, efendi, köle azat eden, azat edilen, yardımcı, ortak, komşu, hısım gibi anlamlarıyla karşılaşılır. Kur’an’da yalnızca Allah’ı (c.c) niteleyen bir kelime olarak kullanılır.
    Halimî, mevlâ kendisinden yardım umulandır zira mâlik odur. Memlûkün mâlikinden başka sığınacağı kimsesi yoktur.
   Kur’an’da 12 âyette Allah’ı (c.c) niteleyen bir sıfattır. Bazı âyetlerde (4 âyet) nasîr ile birlikte, birinde hayrunnâsirîn, bir yerde alîm hakîm, iki âyette de hak ile birlikte zikredilmiştir.
Mekke döneminde iki kullanılışı mevlâhümülhak şeklindedir. Anlıyoruz ki söz konusu olan insanlardan olan Mevlâlar değildir. Asılda Mevlâ Allah’tır (c.c), Mevlâlık ilâhî bir muhtevaya ulaştırıyor.
   Kuşeyrî velî’nin fe’îl vezninde ism-i mef’ul manasında olduğunu belirtir  ve bütün işlerini Allah’ın (c.c) uhdesine aldığı kimse olduğunu söyler.

   “Benim velîm Kitab’ı indiren Allah’tır ve O bütün Salih kullarını koruyup gözetir.”  (A’raf 7/196)
    Allah (c.c) bir an bile nefsi ile baş başa bırakmaz, işlerini görmeyi ve onu koruyup gözetmeyi bizzat üzerine alır. Velî’nin mübalâğalı ism-i fâil oluşuna göre ise Allah’a (c.c) ibadet ve taati üstlenen kimse demektir. Veli’nin ibadet ve taati araya bir isyan girmeden ve herhangi bir halel gelmeden aralıksız devam eder. Birinin veli olabilmesi her iki anlamıyla velilik vasfına sahip olmasıyla mümkündür.

  Allah (c.c) hakkında ifade ettiği anlam,
1–Tüm varlığı tedbir eder, hakimiyetinde, tasarrufunda, idaresinde tutar,
2–Âlemin ve âlemde bulunan her şeyin yardımcısıdır,
3–Dünya ve ahirette özel olarak kendisine inananların işlerini üzerine alır,
4–İnsanların, kendisinden başkalarını veli edinmemelerini, sadece kendisini veli kabul etmelerini ister,
5–Kendisine inanlara velinin kendisi, resulü ve inananlardan olanlar bulunduğunu bildirir,
6–Hıristiyanların, Yahudilerin, münafıkların, müşriklerin özetle kâfirlerin veli edinilmemesini ister,
7–Müminlerin birbirlerine karşı davranışlarının birbirlerini veli bilmelerinden kaynaklanan davranışlar olmasını ister,
8–Kendisine ne kadar yaklaşırlarsa o kadar da onlara yaklaşıp onları velisi sayacağını bildirir,

   Rasûlullah (s.a.v) için ifade ettiği anlamlar:
1–Allah’ı (c.c) yegâne velî, Mevlâ bilmiş,, en zor anlarında bile ni’mel Mevlâ demiştir,
2–Allah’ın (c.c ) dostluğunu (veliliğini) kendisi için yeterli görmüştür. O Taif dönüşünde Allah’ı (c.c) yegane velisi bildiğini şöyle dua şeklinde arz etmiştir ;
“İlâhî, kuvvetimin zaafa uğradığını, çaresiz kaldığımı, halk nazarında hor görüldüğümü ancak sana şekvâ ederim ey merhametlilerin en merhametlisi, herkesin hor görüp dalına bindiği çaresizlerin Rabbı sensin. İlâhî, huysuz ve yüzsüz bir düşman eline beni düşürmeyecek hatta hayatımın dizginlerini eline verdiğin akrabadan bir dosta bile bırakmayacak kadar beni esirgersin. İlâhî, gazabına uğramayayım da çektiğim mihnetlere belâlara aldırış etmem. Fakat senin af ve siyanetin (afiyetin) bana bunları da göstermeyecek kadar geniştir. İlâhî gazabına uğramaktan, rızasızlığına düçar olmaktan, senin o karanlıkları parıl parıl parlatan dünya ve ahirete ait işlerin medâr-ı salâhı olan nur-ı vechine sığınırım. İlâhî sen razı oluncaya kadar affını isteyeceğim. Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh.”
3–Bütün gayretini insanların Allah’ı (c.c) yegane veli olarak bilmelerini sağlamaya sarfetmiştir,
4–İnsanlara bu anlamda dünya ve ahiret için en güzel, en faydalı veli olmayı başarmıştır,
5–İslâm toplumunu inşâ etmiş, aldığı tedbirlerle bu toplumun kıyamete kadar devamını sağlamıştır.

   Müminlerin bu isimden almaları gerekense ;
1–Allah’ı (c.c) kendi velileri, Mevlâları bilmek,
2–Allah’ı (c.c), Resûlünü (s.a.v) ve müminleri kendi valileri bilmek,
3- Allah (c.c) düşmanlarını veli bilmemek,
4–Allah’a (c.c) veli olmak için gayret içerisinde bulunmak,
5–Allah’ın (c.c) kendilerini velileri arasında saydığı, işlerini üzerine aldığı insanlardan olmak,
6–Allah’ın (c.c ) veliliğini engelleyecek fikir ve davranışlardan uzak bulunmak,
7–Görüldüklerinde Allah’ın (c.c) hatırlanmasına, zikredilmesine vasıta olacak bir tarzıhayat üzere bulunmak,
8–Veli edinme eyleminin bir muhabbet ifadesi olduğunu ve bundan hareketle Allah’ın (c.c) kimleri sevmiyorsa onları veli edinmemek gerektiğini bilmek,
9–Allah (c.c) ile beraber veya Allah’ın (c.c) dışında veliler edinmenin  itikadi bir mesele olduğu inancına sahip olmak,
10–Yaşadığı müddetçe müminlerin velisi bulunduğu bilincine sahip olmak, tarzıhayatını ona göre kurmak.

Ana sayfa