HADİS DERSLERİ 5Darimi’nin Sünen’inden alınma bir hadisi şerifi inceleyeceğiz. Bu hadis, iki hadisin benim tarafımdan bir araya getirilmiş halidir. Aleyhisselatu vesselam Efendimiz, kendisinden sonraki dönemler için de yönlendirici ve kurtarıcı bir peygamberdir. Kendi döneminde yaşamış kişileri nasıl tezkiye ettiyse aynı şekilde bizlere de Allah’ın ayetlerini okuyor, bizleri de tezkiye ediyor. O’nu bir çağa hapsetmek imkânsızdır. Kendi dönemindeki olayları olağanüstü basiret ve feraseti ile okuyarak kendisinden sonraki dönemlerde ortaya çıkacak olumsuz veya müspet durumları da yorumlamıştır. Bu hadiste de kendisinden sonraki dönemlerde ortaya çıkacak olumsuzlukları “şunları yapmazsanız şöyle olur” şeklinde anlatarak bizi uyarmaktadır. Böyle durumlara düşmemek için bir uyarıdır. Bu ifadeler daha çok sağlığın korunması olarak algılanmalıdır. Hastalıktan kurtulmak başka, hasta olmadan önce korunmak için yapılacak şeyler başka. Hastalığa düşmeden önce hastalığın korkusu nasıl ki insanı tedbir almaya yöneltiyorsa, bu hadis de hastalıkları haber veriyor gibi görünse de sağlıklı halleri korumak için tedbir almaya yönelik teşviklerdir. Gelecekten haber verme olarak değerlendirilmemeli sadece mümin topluluğun sağlıklı halini koruması için yapılmış uyarılar olarak algılanmalıdır. “ Sizi bir fitne bürüdüğünde haliniz nasıl olur? Bürüyen o fitnede büyük olanlar güç kaybeder, küçük olanlar yükselirler. İnsanlar kendilerine sünnetler, alışkanlıklar bulurlar da o alışkanlıklar değiştiğinde sünnetler değiştirildi derler. (O sünnetlerden bir şeyler terk edildiğinde sünnet terk edildi denir.) Dinleyenler “Ey Abdurrahman bu ne zaman olur? “ dediler.“O, âlimleriniz gidip, cahilleriniz çoğaldığı, kurranızın çoğalıp fukahanızın azaldığı, yöneticilerinizin çoğalıp güvenilir kimselerinizin azaldığı ve ahiret ameliyle dünyanın kazanılmak istenildiği ( din dışı maksatlarla fıkıh öğrenildiği) zamanlarda olur” dedi.Aleyhisselatu vesselam Efendimiz bir fitneden bahsediyor ve bunun neler olduğunu tanımlıyor. Fitne olarak bahsettiği husus sosyal bir hadise. Büyük olanların, sözü dinlenir olanların; küçük olanlarla, söz dinleyecek konumda olanlarla yer değiştirmesi fitne olarak tanımlanıyor. Sosyal hayat insan organizması gibi canlıdır. Dışardan müdahale edildiğinde her zaman istenilen neticeyi almak mümkün olmaz. Onun kendine has bir yaşayışı vardır. Dışardan sadece küçük müdahalelerle değiştirmek veya korumak mümkündür. Baskıyla ve tam anlamıyla başka bir sosyal hayatla değiştirmek mümkün değildir. Organlarından biri atıl duruma düşerse, diğer organ devreye girer. Mesela ayağım çalışamaz olsa kolum bastonla onun boşluğunu dolduruyor. Sosyal hayat da böyledir. Boşluklar doldurulmaya çalışılır. Gözün, kulağın boşluğunu başka bir organla dolduramazsınız. Sosyal hayatta roller vardır; baba, anne, çocuk rolü gibi. Babanın boşluğunu annenin doldurması imkânsız. Rollerdeki eksiklik kargaşaya neden olur. Baba olmadığında oluşan etki çocukta görünür. Sosyal hayat rol eksikliğini kabul etmez. Sosyal hayatta âlimlerin rolü olduğu gibi cahillerin de rolü vardır. İlmin etkisi vardır, yöneticilerin ve emin insanların da rolleri vardır. Bu unsurlar sosyal hayatın içinde belli oranda yer alırlarsa hayat kargaşa olmaksızın sürer gider. Aleyhisselatu vesselam Efendimiz denge âlimlerin aleyhine, cahillerin lehine bozulursa ortaya çıkacak kargaşayı fitne olarak tanımlıyor. Böylesi bir fitneye düşmemek için çok dikkat etmek gerekiyor. Roller sahiplerini bulmalıdır. Sosyal hayatta da ailede de. Ailedeki boşlukları çocuklar kullanır ve sorumluluk duyguları gelişmez. Dışardan bakıldığında ayak birçok organımızdan daha önemli gözükür, daha çok işlevi olduğu için ama atıl gibi gözüken beyin ve kalbin işlevini sürdürecek başka organ yoktur. Ulema belki işlevsiz bir insandır, fabrikada çalışmaz. Ama binlerce işçinin sosyal hayata kattığından daha fazlasını katar, kalp gibi. İşlevleri yokluklarıyla daha iyi anlaşılır ama onları yitirdikten sonra bunun bir anlamı kalmaz. Onun için Aleyhisselatu vesselam Efendimiz uyarıyor: “O gün geldiğinde diyor büyük diye bir şey kalmaz.’’ İnsan sahabi ile savaşır mı? Bu ne demektir, sahabenin artık büyük olarak bilinmediği bir dönem demektir. Allah’ın peygamberine kılıç çekilir mi? İsrail oğulları zamanında çekilmiş. Böyle bir anarşi fitne, küçük insanların büyük insanlara dönüştüğü dönemlerdir. Fitne döneminde büyüğün büyüklüğü bilinmez, küçük de küçüklüğünü bilmez. Bundan sakının diyor Aleyhisselatu vesselam Efendimiz. Böyle dönemlerde insanlar sünnet diye bir şeylere sarılırlar, bunların sünnetle alakası yoktur. O takip ettikleri yol değiştirildiğinde de sünnet terk edildi diyerek onun için isyan ederler, savaşırlar. Kimin kime itibar ettiğinin bilinmediği, ne Kur’anın ne de sünnetin işlevini gösteremediği bir zamandır bu. Sahabe Aleyhisselatu vesselam Efendimizin bu sözlerinden korkmuş tabi ve sormuşlar “ Bunlar ne zaman olacak” diye. Fitnenin kargaşa, imtihan, sınamak, günah anlamları vardır ama buradaki anlamı kargaşadır. İdarenin gerçekleşemediği, her şeyin yerinden oynadığı dönem. Burada ilim düğüm noktasını oluşturuyor. Yani bir insan ilme ne kadar önem veriyor, sosyal hayat ilme ne kadar önem veriyor, ilmemi diplomaya mı önem veriliyor, bir şeyleri bilmek mi yoksa yapmak mı önemli sayılıyor? Mesela on çocuk yetiştiren bir medrese düşünün. Onların orda aylarca, yıllarca zor şartlar altında çalışması, küçük bir şey gibi gözükür ama bunun sosyal hayattaki koruyucu özelliklerini ölçemeyiz. Yitirdiğimizde fark ederiz biz. O küçücük mekân insan beyni, kalbi gibi bir işleve sahiptir. Sosyal hayatın ilme ihtiyacı başka hiçbir şeyle ölçülemez. Aleyhisselatu vesselam Efendimiz ilmin yanında güven faktörünü de ortaya koyuyor. Herkesin kendisine güvenilecek konuma gelmesi gerekiyor. Güvenilecek kimse kalmadı demek “bana da güvenme “ demektir. Bütün insanların güveneceği insan haline gelmek gerekiyor. O bir kişinin işlevi, sosyal hayatta çok farklıdır. Allah bir topluluğu helak edeceği zaman o topluluktaki bir tek güvenilir insan o belanın savılmasına neden olur. Allahın nazar ettiği o bir kişi, varlığıyla o topluluğun helak olmasını engelleyen kişidir. O nedenle din de sabit ve güvenilir olmalıdır. İlim, ucunda diploma yoksa öğrenilecek şey gibi durmuyor ama direnmek gerekir. Çünkü Allah o insana nazar eder. Sütün içindeki maya gibidir o insan. Mayanın mayalık mahiyetini koruması gerekiyor. Birilerinin kınamasına, dedikodusuna aldırmaksızın ilim ve güvenilirlikte sabit olmak gerekiyor. Âlimleriniz gidip cahilleriniz çoğaldığında, yani ilme değer vermediğinizde; İlme değer verseydiniz, ulemaya da değer verirdiniz. İlme değer vermemeniz, cahillerinizin çoğalması demektir. Hadisin diğer rivayetinde; “okuyucularınızın çoğalıp (kurra), anlayanlarınızın azaldığı zaman…” ifadesi yer almaktadır. Önemli olan okuduklarını anlayanların, anlamlandırabilenlerin, anlayarak okuyanların çoğalmasıdır. Yöneticilerin çoğalıp, güvenilir kişilerin azalması; bu da bir göstergedir. Güvenebileceğimiz insan sayısı. Emeviler döneminde sahabe çarşıya çıkmış “biz Aleyhisselatu vesselam Efendimiz zamanında çarşıya çıkardık da kimden alışveriş yapacağımıza dikkat etmezdik, çünkü müminse bizi kandırmasına imanı engel olurdu, mümin değilse de başındaki idareci engel olurdu ama şimdi şundan şundan şundan başkasından alışveriş yapamıyorum” demiş. Herkes aldatıyor, imanları aldatmalarına engel olamayacak derecede bir iman. İnsanlar birilerinin kendilerine duydukları güveni istismar ediyorlar. Eğer aldatmıyorsa seni sevdiğinden aldatmıyor ama bir başkasını aldatıyor, bu geçerli bir davranış değildir. Bu bizim imanımızla bağlantılı bir kavramdır. İdareci güvenilir insan olmalıdır. Güvenilecek insanlar azalırken yöneticiler çoğalırsa bu bir felakettir.Ahiret ameliyle dünya kazanılmak istenirse; hâlbuki bir insan ahiret amelini, sevabını orada almak üzere işler. Böyle değilse kıldığı namaz onun dünyadan bir şey elde etmek için yaptığı bir amel haline gelir. Mesela bir idare ya da işyeri namaz kılanları tercih ediyordur. Kişi bu yere talip olur sonra da namaz kıldığını belirtir. Dünyayı temin için ahiret amelini kullanmaya başlar. Namaz kılar gözükür ama dünyadan bir şeyi elde etmek için bunu kullanmak sosyal hayatı bitiren bir davranıştır. Dindışı bir maksatla fıkıh öğrenilmiş olması; bu da demin söylenilen şeyin bir benzeridir. Böyle bir fitneye düşmemek için herkesin elindeki gayreti, hiç kimsenin bu görevi üstelenip üstlenmediğine bakmaksızın göstermesi gerekiyor. İlmi ucunda hiçbir menfaat olmaksızın temin etmeye çalışmak gerekiyor. Yoksa çıkan fitnede ne annenin anneliği, ne yöneticinin yöneticiliği kalır. Herkesin saygı duyduğu insanlar aşağılanır bir hale gelir. Kendimizi ve içinde yaşadığımız toplumumuzu korumak için hem ilmi güvenilirliğimize hem de ahirete yönelik amellerimize çok daha fazla dikkat göstermeliyiz.
|